Sayın Prof. Dr. Türkan Saylan’a Açık Mektup

Sayın Prof.Dr. Türkan Saylan
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Genel Başkanı

Sizi, kişisel sorunlarından kendisini arındırarak, birikimlerini ülke sorunlarının çözümünde kullanmak için ülkesine adamış bir cumhuriyet kadını olarak tanıyorum. Akademisyen olarak yaptıklarınız bir yana, çağdaş yaşam için verdiğiniz emek ve savaşımın örgütlü örneğinin öyle sanırım ki dünyada bir başka örneği yok. Bu kısa anlatım içindeki kişiliğiniz için toplumumuzun size gönül borcu vardır.

Bu mektubu size, görevli ve sorumlu olarak bulunduğunuz iki kurumda son zamanlarda vermiş olduğunuz-bana göre olumsuz-iki karar oyunuzun nedenini öğrenmek için yazıyorum.

1.Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği niçin Ulusal Birlik Konseyi’ne katılmamıştır?
2.YÖK üyesi olarak, neden İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Kemal Alemdaroğlu’nun görevden alınması yönünde oy kullandınız?

Ülkemiz ABD’ye yaranma, AB’ye girebilme uğruna çok büyük kayıplara uğratılmaktadır. Bu kayıpların etkisinin uzun vadede bile ortadan kaldırılabilmesi olanaklı görünmüyor.Ülkemizin tek taraflı olarak yerli işbirlikçilerin de katılımıyla yabancılara armağan edilircesine sunulmasına hangi ulusseverin gönlü razı olabilir?

Ulusal Birlik Konseyi, bu sorunun çözümlenmesinde etkili olmak, cumhuriyete ve onun kazanımlarına sahip çıkmak, ulus devleti savunmak amacına yönelmiş Sivil Toplum Örgütlerini bir araya getiren, STÖ üst kurulu olarak çalışacak bir birliktir. Böyle bir birliktelikte ÇYDD neden yer almaz? Bunu anlamakta zorluk çekiyorum. “ÇYDD sosyal bir örgütlenmedir ve her türlü siyasetin dışında kalmalıdır.” gibi bir değerlendirmeden yana değilim. “ÇYDD Türk insanının çağdaşlaşmasında öncü ve yaratıcı olmasının yanında, Cumhuriyet’ten, ulus devletten, bağımsızlıktan, Atatürk İlkelerinden ve Devrimlerinden ödün verilmemesi konusunda da taraftır.”diye düşünüyorum.

Sayın Cumhurbaşkanımızın görevden alma kararı 23 Eylül 2004 günlü Resmi Gazete’de; “İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemal Yalçın Alemdaroğlu, Yüksek Öğretim Genel Kurulu’nun 03.09.2004 günlü ,2004.9.63 sayılı Kararı nedeniyle,2547 sayılı Yüksek Öğretim Yasası’nın ek 1. maddesi uyarınca, Rektörlük görevinden alınmıştır.”biçiminde yayımlandı.
Buradan anlaşılıyor ki, Sayın Cumhurbaşkanı görevden almanın gerekçesini YÖK Genel Kurulu’nun “Görevden alınsın.” şeklinde özetlenebilecek kararına dayandırmaktadır.

“Sayın Alemdaroğlu’na karşı yapılan bu uygulama tam bir yargısız infazdır.”diye düşünüyorum.Eğer Sayın Rektör’ün uygulamada bir hatası, eksiği, hukuksuzluğu var idiyse neden disiplin soruşturması açılmamıştır; ceza soruşturması açılmamıştır? Öyle anlaşılıyor ki,YÖK Başkanı ,hem de bir hukukçu olmasına karşın,yargıyı işletmemiş, hukuku kendi istediği doğrultuda kullanarak doğrudan uygulamaya (infaza) geçmiştir ve öyle sanırım ki YÖK Genel Kurulu üyelerinin çoğunluğunu da buna inandırmıştır.Kimlerin inandığı bir yana, sizin bu uygulamaya katılmamış olmanızı dilerdim. Çünkü:

Sayın Alemdaroğlu’na karşı bir kampanyanın sürdürüldüğünü kavramadığınızı, sizin gibi akademisyenliği ve sosyal girişimciliği ülke sınırlarını aşmış bir kişiliğin bilgeliğinden beklemek gibi bir haksızlığı size yapamazdım.

Sayın Alemdaroğlu’na karşı yürütülen kampanya, O’nun ulusal kimliğini öne çıkararak Cumhuriyete, bağımsızlığa, laikliğe, Atatürk İlkelerine ve Devrimlerine sahiplik etmekteki kararlılığı ve öncülüğü nedeniyle düzenlenmiştir. Düzenleyenler ABD, AB ve onların yurt içindeki uzantıları, gerici çevrelerdir. AB’nin ülkemizi teftişle görevlendirdiği ve ülkemize her gelişinde önünde taklalar atılan Verheugen, Alemdaroğlu’nu kastederek “O faşisti iş başından almadınız mı? deme cesaretini göstermiş, gereği de sonunda yerine getirilerek sayın müfettiş ve ABD, AB uzantıları gericiler mutlu edilmiştir.

Ne yapmıştır Alemdaroğlu ki bu kadar büyük düşmanlıklar kazanmayı başarmıştır?
Suçu çoook !
*BOP hareketine karşı Avrasya Hareketine destek vererek, Türkiye, Rusya, İran üçgeninde bir yeni yapılanmanın gerekliliğini ortaya koymak.
*Üniversitelerin özerkliğini, bağımsızlığını ve laikliğini savunarak gerici güçlerin üniversiteye girmesine izin vermemek.
*Dış ve iç güçlerin ülkenin zayıflatılması yönündeki çalışmalarına ve ulusal değerlerin yok pahasına bu güçlere armağan ( peşkeş çekilmesine) edilmesine karşı Ulusal Birlik Konseyi’nin kurulmasını sağlamak ve önderliğini yapmak.
*İstanbul Üniversitesi’ni Kuvayı Milliye Hareketi’nin merkezi haline getirmek.
*Üniversiteye, halk çocuklarının daha rahat bir ortamda yararlanmasına olanak verecek her türlü maddi ve manevi desteği sağlamak.
*Sonuç olarak 80 bin öğrencinin öğrenim gördüğü, belki de sayısal olarak değerlendirildiğinde dünyanın en büyük üniversitesini, Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığının korunmasında, ulusal birliğinin sağlanmasında, laik ve özerk öğrenimle birlikte Atatürk İlkeleri ve Devrimleri’nin yaşatılması ve geliştirilmesinde öncü kuruluş haline getirmesiyle büyük bir günah işlemiştir Sayın Alemdaroğlu(!?).

Sen kimsin ey Alemdaroğlu?
ABD’deki, AB’deki ağababalarına karşı gelirsin ha!
Sana ne Ulusal bağımsızlıktan!
Sana ne Türkiye’nin toprak bütünlüğünden, ulusal değerlerin korunmasından!
Sana ne sömürgenlere karşı güç oluşturmaktan!
Sana ne çağı geçmiş Atatürk İlkelerinden, devrimlerinden! AB’liler öyle söylemiyorlar mı?
Gericiliğe karşı çıkmak, laikliği savunmak sana mı kaldı?
Keyfine baksana sen kurulup koltuğuna; gelen ağam giden paşam!

Ulusal Birlik Hareketi’ne destek vermiyorsanız da köstek de olmayınız!

Ahmet Nişancı
Çıldır Mahallesi 178 Sk. 6/5
48700 MARMARİS