İHTİLÂLİN ADI MUSTAFA KEMAL – Ahmet Nişancı

İHTİLALİN ADI MUSTAFA KEMAL
ÇAĞDAŞ MARMARİS – BAKIŞ/ Ahmet NİŞANCI 19 Mayıs 2009

Türkün büyük zaferinin bayrağı Atatürk,
Zorluklar yok oldu güçlü omuzlarında,
Yayından fırlamış alevden bir oktun
Karanlıkları yıkan milletinin önünde.

İnançtın bağımsızlığa,
Halkına yürektin,
Bilgeydin, bütün bilgelerden üstün, örnektin,
Yoktu çaresizlik senin sözünde,
Tektin liderlikte halkın gözünde,
Ulus toplanmıştır senin özünde.

Ve bütün mazlum uluslara ümit,
Tüm insanlara özgürlük,
Bağımsızlık tüm halklara,
Ve barış yüklü ihtilal,
Bir bilinmeyen, bir gizem düşmana;
Mustafa Kemal adı…

Açtı, çıplaktı, sahipsizdi Anadolu,
Alınmıştı elinden silahları;
Zordu, çok zordu yokluktan var etmek,
Ama senin için yoktu yokluk demek;
Bulunur dedin para,
Kurulur dedin ordu,
Yenilir dedin düşman,
Ve hepsini yaptın,
Başardın ulusun için,
Çok ulusun!

Ad oldu ihtilale adın;
Mustafa Kemal İhtilali!

Kalktı ayağa Anadolu,
Ad oldu ihtilale;
Anadolu İhtilali!

Durur mu Mustafa Kemal Gençliği,
Dirildi ve dingin,
Bağımsızlık, barış ve uygarlık için
Nöbetine durdu ulusun,
Nöbetçi Gençlik” oldu
19 Mayıs adı!

TÜM İNSANLARI BİR BÜYÜK DÜZLÜKTE İSTİYORUM

TÜM İNSANLARI BİR BÜYÜK DÜZLÜKTE İSTİYORUM – Ahmet Nişancı

Bu şiir Filistin’de ve dünyanın birçok yerinde faşizan baskılar ve savaşın acımasız ölümleriyle vakitsiz buluşan çocuklar için, anne babalara, öğretmenlere ve ülkeleri yönetenlere, geride kalan çocukların çığlıklarını haykıran bir ağıttır.
********************************

Mavi önlük, beyaz yaka,
Sırtımda çantam,
Daracık, karışık sokaklardan,
Dik, yırtıcı, kaygan bir yokuşa,
Bir büyük aydınlığa,
Okuluma, öğretmenime koşarken
Çocukluğumun en güzel günlerini yaşamak istiyorum şimdi…

Yüreğim türkülerimiz kadar canlı,
Bir kafesteki serçe kadar heyecanlı,
Okumaya, öğrenmeye susamış yüreğim sevgiyle dolu,
Tüm dünyaya yetecek, tüm dünyayı doyuracak kadar.

Ama
Helecanla çarpan yüreğimde
Kocaman bir düğüm ki, çözümsüz;
Kocaman, çok kocaman, koskocaman bir düğüm; savaşlar…
Hiç kimsenin çözmediği…

Oysa sevmek için varım, sevilmek için varım anneciğim,
Sevgili anneciğim, kucağından inemediğim, sen bana yetmiyorsun,
Ne güzel sofralar kuruyorsun benim için,
Yine de hep açım sevgili anneciğim;
Dünyanın bir yerlerinde yoksulluk ve sevgisizlikten,
Kızılderili, kara derili ve sütbeyaz,
Adını bilmediğim kardeşlerim ölürken, doyamıyorum…

Öğretmenim, canım öğretmenim, ellerinden öptüğüm,
Sen bana yetmiyorsun,
Ne güzel türküler öğretiyorsun, söyletiyorsun
İyilik, güzellik, doğruluk ve sevgi üzerine bizlere,
Neden öğretmediniz ama bizden önceki ve şimdi öndekilere,
Şunca savaşları başlatanlara, sürdürenlere
Barut kokularının çirkinliğini, iğrençliğini,
Barışı, dostluğu, sevgiyi,
Filistinli İsrailli’nin ve diğerlerinin
Sevgiyle sarılmalarını birbirlerine?

Neden sormayayım şimdi ben,
Nedendir iki Vietnam, iki Kore, iki Çin…
Nedendir alt kattakiler, üst kattakiler,
Nedendir inançların buluştuğu ortak coğrafyalarda
Bitmez tükenmez kavgalar?
Ve acımasız ölümler, ölümler, ölümler,
Hele biz günahsız çocukların ölümleri?

Dünya yuvarlakmış, büyükmüş bana ne bundan,
Tüm insanları bir büyük düzlükte istiyorum ben;
Tüm insanları, ulusları, el ele, yürek yüreğe,
Sevgiyle donanmış, mutlu,
Barış içinde…

Anneciğim sevme beni, umut verme bana, umut yetmiyor,
Öğretmenim sevme beni, umut verme bana, umut yetmiyor,
Egemenler, rahat bırakın insanlarımızı;
Yumuşak eldivenlerinizle yaktığınız en canlarımızı
Rahat bırakın…

Biz tüm dünyanın çocukları,
En güzel varlıklarımız
Annelerimiz, babalarımız, öğretmenlerimiz sizinle,
Ve sizsiz acımasız yumuşak eldivenleriyle özgürlükleri budayanlar
Yaşamak istiyoruz bu dünyayı
Savaşsız, kaygısız, mutlu…

Yaşamak, bir kaplan pençesi gibi güçlü yürektir;
Yaşamak, bir volkan gibi derinlerde ısınarak
Bir dağ gibi yükselmektir;
Ve sevmektir öldürmeden toprağı, çiçekleri, başakları,
Ve kurdu kuşu, börtü böceği,
Mutlu kılmak insanları yediden yetmişe,
Ve taşımak cenneti bu dünyada tüm insanların ayaklarına çıkarsız…

Annelerimiz, babalarımız ve öğretmenlerimiz,
Ve siz ey egemenliğin demir pençeli sultanları;
Bize verdikleriniz için şükran duyalım istiyorsanız eğer,
Yaşamayı verin bize ve öğretin gelecek nesillere sevgiyi, dostluğu, barışı
Ve bitirin, yok edin tüm savaşları dünyadan…

Sizler “yokuz” diyorsanız,
Biz savaşacağız dünyanın tüm çocukları
Savaşsız bir dünya için,
Sırtımızdaki çantalar kurşunsuz.
Tüm dünyanın çocukları tek yürek, tek bayrak,
Barışa sevdalı, sevgiye susamış, dostluğa âşık,
Mavi önlük, beyaz yaka,
Ve kurşun kalemlerimiz
Barışa ışık.

******************************
24 Kasım 1981. İstanbul Fatih İlçesi’nin Kurucusu ve Müdürü olduğum Neslişah Ortaokulu’nda ilk Öğretmenler Günü Anma Töreni. 1980 darbesinin general ve subayları, Fatih Kaymakamı ve Fatih İlçesi bürokratları, okulların müdürleri, öğretmenleri, öğrenci temsilcileri… Tarafımdan o güne özel olarak yazılan bu şiir bir öğrencim tarafından törende hazır bulunan davetlilere sunulmuş ve büyük bir beğeniyle alkışlanmıştır.
24 Kasım 1981
Ahmet Nişancı

AYRILIK – Ahmet Nişancı

AYRILIK
(Yahya Kemal Beyatlı’nın “Sessiz Gemi”sinden esinlenerek)

ÇAĞDAŞ MARMARİS – DOĞRU BAKIŞ/ Ahmet NİŞANCI

Ağır ağır sallandı mavi sular,
Rüzgâr zehir gibiydi, acıydı,
Yüzmez oldu yakınımda kuğular,
Bu ayrılık bilmem ki kaçıncıydı?

Gözlerim kararıyor, nedir bendeki bu hâl?
Donuklaştı renkleri bembeyaz mendillerin
Hayalimde uzuyor uçsuz bucaksız bir yol,
Kalpleri parçalandı adsız sevgililerin.
7 Ocak 2011

CUMHURİYET NEREYE GİDİYOR – Ahmet Nişancı

CUMHURİYET NEREYE GİDİYOR
(CUMHURİYET KUTLU OLSUN)

ÇAĞDAŞ MARMARİS – DOĞRU BAKIŞ / Ahmet NİŞANCI

CUMHURUN CANI SIKKIN
UMURSUZLAR SARMIŞ DÖRT BİR YANI
MİDESİNDEN BAĞLAMIŞLAR HALKI
HALKA VERMİŞLER DİNDEN AFYONU
UYUTUYORLAR KUR’ANLA
RAHAT DEĞİL CUMHUR CUMHURİYET
İSTİKBAL GÖKLERDEDİR DİYENİ
YOK ETMEYE YÖNELMİŞ İÇ DÜŞMAN DIŞ DÜŞMAN
ELELE VERMİŞLER
TÖVBE TUTMAZ YALANLARI

KIRIK KOLU KANADI CUMHURUN
UNUTTURULMAK İSTENİR ATA VATAN
TEDİRGİN AKİL ADAMLAR ÇARE SUNARLAR
LAF-Ü GÜZÂF SAYAR ÖZGÜRLÜKLERİ
UYUTAN UYUTULAN KAFALAR

ORDUSU ÖNCÜSÜ OLMUŞ DEVRİMLERE
LÂL EDİLİYOR ŞİMDİ KOZMİK ODALARDA
SİLAHLARI ALINMIŞ SINIRLARDAN
UZUN BİR GECEYE DÖNÜŞTÜRÜLMEKTE
NURLU UFUKLAR SÖYLEMİNDE AYDINLIK
29 Ekim 2010

VURUN ADALET İSTEYENLERİ – Ahmet Nişancı

VURUN ADALET İSTEYENLERİ
ÇAĞDAŞ MARMARİS – DOĞRU BAKIŞ/ Ahmet NİŞANCI

Kim ararsa adaletin gerçeğini,
Kim ararsa insancılını adaletin,
Kim ararsa adalette mutluluk,
Kim derse yoktur adaletten başka adalet,
Tutun hemen hepsini tepesinden,
Tepeleyin,
Vurun adalet isteyenleri vurun!

Cesurdur adalet arayan,
Önce kırın cesaretini,
Kırmak için cesaretini
Kırın kafasını, şişirin gözünü,
Gösterin gününü el etek öpmeyen
Namuslu namussuzlara,
Kırılsın gözlerinin kurdu,
Baş kaldıramasın baş, kıpırdayamasın ayak,
Tepeleyin,
Vurun adalet isteyenleri vurun!

En kötü adaletsizlik silahlı adalet derlerse de
Çekinmeyin kullanın bütün silahları,
En acımasızını hem de…
Zulüm diyeceklermiş aldırmayın,
Berbat olacakmış ülke, insanlar,
Adaletin tanrısal olduğunu düşünmeyin sakın,
Mutsuz olmayın adaletsizliğinizden,
Tanrı adaleti adaleti sevene verirmiş derlerse de
Vazgeçmeyin adaletsizliğinizden,
Tepeleyin,
Vurun adalet isteyenleri vurun!

Savcı da sizsiniz, kadı da,
Mübaşir de sizden, şahit de,
Korkunuz olmasın Allah’tan,
Kul ettikleriniz zaten sizden,
En gençlerinden en büyüklerinden başlayın
Korksun alttakiler, umutsuz kalsın,
İsterse yansın dünya
Tek güç olun yanmasın sizden olanlar,
Tepeleyin,
Vurun adalet isteyenleri vurun!

Acizdir dayanmazsa güce adalet,
Siz vurmak bilin gücü,
Adalettir adaletin gücü demeyin sakın,
Sakınmayın adaletin terazisinden kendinizi,
Hep yontun kendinize,
Sakının, istemeyin adalet isteyene adalet,
Tepeleyin,
Vurun adalet isteyenleri vurun!

Ayaklarına sıkın önce,
Korkmayanın belden aşağısına,
Gecelerine, karanlığına girin,
Yok edene kadar kişiliğini
Atın tutun yalan yanlış,
Kim tutar bundan böyle sizi,
Aramasın hiç kimse hırsızı arsızı,
Polisi, jandarmayı, askeri,
Sizsiniz her şey ve adalet,
Tepeleyin,
Vurun adalet isteyenleri vurun!
8 Aralık 2010

KURBAN BAYRAMLIĞI – Ahmet Nişancı

KURBAN BAYRAMLIĞI
(BAYRAM GELMİŞ NEYİME AMAN AMAN GARİBİM)

ÇAĞDAŞ MARMARİS – DOĞRU BAKIŞ/Ahmet NİŞANCI

Bizim haneye de uğrar m’ola acep
Allanıp pullanıp sunulan bayramlık muştu,
Yan gelip yatanlara bayramlık satanlara
Revadır bayramların sevinci,
Allah’ın yoksul kullarını görmez
Mübarek bayramlar, oysa bayramlar bir inci…

Göre göre göz, aldatılır insan
Ezilir yoksulluğun, yoksunluğun pençesinde,
Limon sıkılır her bayram öncesi ve sonra
Mahkûm inançlı insanlara gönüllerde,
İsimsiz çoluk çocuk zorlanır yok paranın
Şok eden tüketiminde…

Nereden bulacak işçi memur emekli köylü
Ekmek bulamazken kurbanlık koyunu,
Yemeden yatarken akşamlığını
İzin verilmez elbet niyetine,
Midesi küçüktür ananın aç uyurken bebe
Eziktir baba çaresizliğinde…

Ardını görmeyen gözler almış yükünü gider
Mollanın Allah’ı yürü demiş bir kere
Azdıkça büyür serveti zenginin
Naçar bakar yoksul ardından boş yere…

Allahsız konuşmaz dudakları
Mübarektir bastıkları her yer
Âminleri arşa ulaşır
Nedametsiz duaları, emeksiz akıttıkları ter…

Garibim seni kim düşünecek
Ayakları basmazken yere
Riyakârların yüzsüz dünyasında
İliştirmişler seni sözlerin esirliğine
Bitirmişler varını yoğunu yağlanmış göbekleri
İkircikli bırakan sahte ümitler vermişler
Mahvolmuşsun, ne dert? Sensin gözbebekleri (!)…
15 Kasım 2010

Sözcükler:
Muştu: Müjde
Reva: Yakışır, uygun
Nedamet: Pişmanlık
Riyakâr: İkiyüzlü, sahtekâr

UMUT TÜKENMEZ – Ahmet Nişancı

UMUT TÜKENMEZ
ÇAĞDAŞ MARMARİS – DOĞRU BAKIŞ / Ahmet NİŞANCI

Daha atlatamadan selleri, tayfunları,
Depremler üzerine artan korkular yaşıyorum…
Bütün gün diken üstündeyim güneşe bakışım yamuk,
Ayaklarımı uzatamıyorum keyfimce akşamları,
Uykularım kaçık rahat vermiyor gece,
Söndürülememiş orman yangınları düşlerle savaşıyorum…

Aram bozuk asfaltlı betonlu sokaklarla,
Koklaşmak, sevişmek yasak bana bu şehrin sokaklarında,
Donmuş sanki bedenim, kurumuş ruhumun güzellikleri,
İncitilmiş bütün duygularım sevgiden yana,
Unutmuş sevdiklerim, çok uzaklarda güzel anılar,
Varlıklar içinde kahırlar taşıyorum…

Oyalayanlar boşuna uğraşlarınız,
Artık değil zaman eski zamanlar,
Bilinmez değerlerle şekilleniyor yeni zamanlar,
Bardağını doldurmaya bakanların zamanı şimdi,
Tetikte durmak da fayda etmiyor,
Yoksulların dertlerinde kahroluyorum…

Umut göndermiş bir eski dost eski Asya’dan,
“Yeniden su tutacak bozkırlarımız, dön gel” diye,
İnanılır mı, sevinilir mi
Yok edilmişken bütün varlıklarımız el elinde,
Ve çığrışırken bunları kuşlar, böcekler bile,
Güvensizim şehrimde,kutsallarıma ağlıyorum…

Bir şey kalacak mı bu şehirden
Bizden sonrakilere aç kurtlardan;
Aç kurtlar yüksek yaylalarda oturur…
Aç kurtlar ne bulsa götürür…
Aç kurtlar amansız düşman bu şehirlere…
“Tükenmez umutlar, var oldukça direnen insan” diyorum,
Gelecek günlere yeniden, yeni bir umutla başlıyorum!..
9 Ekim 2010

HAK HUKUK ADALET VATAN MİLLET SAKARYA – A.Niş.

HAK HUKUK ADALET VATAN MİLLET SAKARYA
ÇAĞDAŞ MARMARİS – DOĞRU BAKIŞ/ Ahmet NİŞANCI

HAYIR’lı işler beyler- iyisiniz- sormayın nasılız biz
Aklınıza hayranım hiç kaçmaz sizin keçileriniz
Kapın götürün parsayı tükensin dertleriniz…

HAYIR’lı işler beyler, cukka ve hak sizindir
Umutları tüketin hakkınızdır ganimet
Korkunuz olmasın Allah’tan size kısmet her nimet
Uyutunuz alkış tutar (!) her gelene bu millet
Kölenizdir kırbaçlayın bu kullar(!) hep sizindir…

Ar namus demeyin sakın, adalet de ne imiş
Doğrucu Davutları kurtlar almış götürmüş
Anasın sevenlerin ağlatmışsan anasın
Lanet yağar göklerden bir gün bulun belasın
Erir yağcının yüreği yağlı kuyruk bulana
Tez zamanda ayağına yağlı urgan dolana…

Vatana bir sunaktır vatanseverin canı
ATA’yı yaşatacak ulusalcının kanı
Tektir Türk kimliğimiz nöbettedir tüm millet
Açıktır gözlerimiz Türk’e yakışmaz zillet
Nafile uğraşınız sattırmayız vatanı…

Mavi göklerimizde ay yıldızlı al bayrak
İstiklâlimiz için dalgalanan tek bayrak
Lanetli gecelerin geç olsa da sabahı
Lümpen geçinenlere kirlettirmeyiz ayı
Elimizde Türklüğün bükülmez okla yayı
Tek yürek milletimiz özgürce haykıracak…

Sanmayın unutulur kâr kalır yanınıza
Ayıplarınız çoktur çıkmazdır yolun sonu
Koparıp aldığınız sanmayın size haktır
Ağırdır çok vebali unutmayınız bunu
Riyadır yaptığınız yolunuz pek sapaktır
Yüreklerimiz yanık bu değil hakkın yolu
Aldatan çok aldanır ulusun alnı aktır!
28 Ağustos 2010

CANIM, SIKILIYORUM, NOKTASIZIM – Ahmet Nişancı

CANIM, SIKILIYORUM,KİMSE UMURSAMIYOR, NOKTASIZIM

Canım, sıkılıyorum
Alıp başımı bir yerlere gitmek istiyorum
Nasıl bir yer olursa değil
Ilıtsın yeter ki içimi bir renkli umut
Moral olsun yüreğime

Sormasın kimse neden
Irmaklar akıyor içimden delice
Kızılırmakça uzun Çoruhça derin
Isındıkça ısınıyor yükseliyor kanım
Lambalarımın atmış sigortaları
Ih ettikçe ah ettikçe artıyor nabzım
Yorgun bedenim ruhumu taşımıyor
Ortada her şey ama görmüyor gözler
Renkler karışmış birbirine
Umurunda değil kimsenin
Modası geçmiş güzel zamanların

Karışmıyor hiç kimse etliye sütlüye
İsimsizleşiyor kimlikleri öncülerin
Moraller bozuk
Sözü geçmez olmuş
En geçerli bildiklerin

Umutlar katıksızda umuttu bir zamanlar
Moraller yüksekti
Umursamazlıktan uzaktı toplum
Razı değildi yanlışa
Sarılırdı dört elle gerçeğe
Akıl üstündü her şeye
Moda gibiydi paylaşmak her şeyi
Issız kalmazdı insan
Yokluklar tünemiş şimdi güçsüze
Oruçlu tuza ekmeğe
Ruhları satılığa çıkarılmış insanlığın

CANIM
SIKILIYORUM
KİMSE UMURSAMIYOR
NOKTASIZIM