ULUS KİMLİĞİNİ BULACAK

ULUS KİMLİĞİNİ BULACAK
Kırık toynaklarıyla tırmalayan,
Soyu bozuk, sütü bozuk
Toy nesilleri de gördü sonunda bu yurt!
Düşman uzanımlarında sömürüye, bölücülüğe açık,
Ulusa kapalı.
Soysuz! Tehditlerin en zorbasıyla yükleniyor
Birlik kurup düşmanla,
Anlaşılmaz, alışılmazlıklar dayatıyor
Kalbine vuruyor ulusun,
Şaşkın yurttaş, oğul, kız, kızan.

Vermiş elin oğlu ile el ele içimizdeki şeytan,
Ergenekon’dan dağlar eritip çıkmış kahramanlarını
Sokmaya çalışır Ergenekon’la içeri,
Ama tepecek geri
Verir mi bu ulus
Egemenliğini.

Dinamizmiyle üretken soylu gençlere
Barikatlar kurmuşlar,
Kan kusturur, zehir saçar suları,
Darbelidir copu!
Halkın öz çocukları o güvenlikçiler
Anlayacaklar er geç vurduklarının
Anaları, avratları, bacıları olduğunu
Ve görecekler doğruyu,
Bulacaklar güzeli, iyiyi!

Yıkamazlar, asla!
“Türküm, doğruyum, çalışkanım” diyen budunu,
Bölemezler şu bu ayrımıyla binlerce yıllık ulusu,
Bu ulusun halkı insanlığın en öncesinden, en ulu’su!

Görecek er geç doğru yoldan sapkınlar
Büyüklüğünü ulusun,
Korkusu düşmüş içlerine yolsuzlukların,
Bellidir kaygılı duruşlarından,
Dönüşü yok pişmanlıkların,
Görülecek hesapları kalmadan öteye,
Hemen, şimdi, gecikmesiz,
Âdil ve hakça!

29 Ocak 2014
Ahmet Nişancı

BRİÇ’İ KURALLARINA GÖRE OYNAMAK

BRİÇ’İ KURALLARINA GÖRE OYNAMAK
Her oyunun kuralları farklıdır ve o kuralları istediğiniz zaman kendinize göre ayarlar yaparak değiştiremezsiniz.
Her oyunun en önemli kuralı mutlaka bir sayı sistemi içermesidir. Sayı saymasını bilmeyenler katılacakları her oyundan genellikle yenik çıkarlar. Sayı saymasını bilmek gelişen her yeni ortam ve durumda yeniden değerlendirme yoludur. Ulusumuzun varlık değerlendirmesinde sayı saymasını bilmek, ulusu kalkındırma becerisinin başarıya ulaşabilmesi için en önemli değer göstergesidir.
Türkiye geniş tabanlı bir ailedir. Bu büyük ailenin hiyerarşik bir düzen (alt- üst ilişkileri)içinde öncüleri ve onları izleyenleri vardır. Ailenin mutlu, varlıklı ve sağlıklı yaşaması için bu düzen içinde olayları bir biriyle ilişkilendirerek, matematiksel hesaplar yaparak çıkarımlarda bulunmak ve neden-sonuç ilişkisi ile hareket ederek değerlendirme yapabilmenin (analitik değerlendirme) yolu iyi sayı saymasını bilmekten geçiyor. Sayı saymasını en iyi başaranlar toplumun öncüleri olurlar.
Briç her insanın oynayabileceği bir oyundur ve oyunda cinsiyet, ırk, yaş, dil farklılığı gözetilmez. Vücut sağlığı için spor ne ise bilinç sağlığı için de briç odur. Briç, bir bilinç ve sayı saymasını bilme sporudur. Briç’i iyi ve kurallarına göre oynamayı bilenler başarılı olurlar.
Briç, karşılıklı takımlar arasında açık artırma yapılarak, konuşup anlaşma sağlanarak oynanan bir oyundur. Oyun başlamadan önce herkes elindeki kartların dağılım değerlerini göz önüne alarak oyunu kimin ve hangi değer üzerinden oynanacağını konuşur. Bu konuşma sırasında taraflar şu şekilde konuşurlar:
1.Taraf: -Ben senden daha güçlüyüm.
2.Taraf: -Hayır, ben daha güçlüyüm.
1.Taraf: Ben bu oyunu şu değerde oynarım ve başarırım.
2. Taraf:
1.Yanıt: – Sana bir şans veriyorum. Oyna görelim.
2. Yanıt: -Hayır, başarma şansın yok, buna izin vermiyorum.
1.Taraf:
1. Yanıt: -Şansımı kullanacağım, oynayacağım.
2. Yanıt: – Başarma şansım var, senden izin almadan oynayacağım.
Oyun, izinli ya da izin alınmadan ama kurallarına göre oynanır ve başarı kazanırsa bir sorun olmaz, karşı taraf da bu sonucu kabul eder. Ama başarılı olunmazsa, bu karşı tarafın sayı saymasını bilmemekle eşdeğerdedir ve izin almadan oynayan taraf cezalandırılır. Bir başka deyişle “Bu değerlerle oynamana izin vermem.” Diyen taraf oyunda başarı kazanmış olur ve oyunun kuralları bu anlayış içinde yeniden düzenlenir. Başarısızlığı önceden karşı taraf tarafından değerlendirilen takımın alt kümeye düşmesi (yenilgisi) kesin gibi göründüğü anda:
“Ben halen üstünüm, gücü elimde bulundurduğum için kuralları değiştireceğim ve üstte kalmaya devam edeceğim.” Deme şansı yoktur. Bu tür bir söylem ileri sürmek bütün doğru kuralların altüst edilmesi ve kural tanımazlık olarak değerlendirilir ve oyuncu oyun dışı bırakılır.
Oyun dışına çıkmamakta ısrarlı olan ve oyunun kurallarını değiştirerek tüm güçleri kendi elinde toplamaya çalışan taraf zorbadır ve bütün zorbaların sonunun ne olduğunun tanığı tarihtir. 25 Ocak 2014
Ahmet Nişancı
ahmetnisanci.com

ADRESİNİ ARAYAN MEKTUP

ADRESİNİ ARIYAN MEKTUP
DOĞRUBAKIŞ/ Ahmet NİŞANCI
ahnisanci@hotmail.com
28 Nisan 2012
Dün bilgisayarıma bir mektup düştü . Onu, vatanımızı ve ulusumuzu yürekten seven, ulusumuzun geleceğini çağdaş uygarlıkta gören tüm aydın insanlarımızla paylaşmak istiyorum. Mektup “ Adresini Arayan Mektup” adını taşıyor. Mektubu olduğu gibi yazıyorum. Bakalım mektup sahibine ulaşacak mı, ya da “Bu mektup bana yazılmış “ diyerek mektubu sahiplenen olacak mı? Göreceğiz.

Ülkemizin Geleceğini Atatürk İlkeleri Doğrultusunda Çağdaş Uygarlıkta Gören, Çok Parçalı Dağılmışlık İçinde Her Biri Kendi Başına Buyruk Parti Yöneticileri Ve Bu Partilerin üyeleri, ileri gelenleri!
Yüce Atatürk’ün hem de yokluk içinde bir uçurumun kenarından çekip çıkararak kurduğu Ulus Devlet TÜRKİYE’mizin Atatürk İlkeleri doğrultusunda çağdaşlaşmasının güvencesi olarak kurduğu cUMHURİYET HALK PARTİSİ’NDE üye, parti öğretmeni, danışma kurulu üyesi olarak görev yaptım. Şu anda CHP’nin ilkelere sahiplik ediş biçimini, yazılı ilkelerindeki uygulamalarında gördüğüm çelişkileri ne kendime ne de başkalarına karşı savunamayacak durumdayım. Gönül bu, her şeye karşın bugüne kadar yine de oyumu CHP dışında bir partiye vermediğim gibi, her seçim döneminde de oyların CHP’de toplanması için çaba harcadım, sanırım bundan sonra da “Aman oylar dağılmasın, bölünmesin!” kaygsıyla kararlılığım sürecek.
Cumhuriyetçiyim, Atatürk Milliyetçisiyim ve Atatürk Devrimlerinin,Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığının yılmaz savunucusuyum. Ülkemin birliği, bütünlüğü, halkımızın mutluluğu ve yetişen nesillerimizin Ulus devlet olarak bağımsız ve güvencede bir geleceklerinin olması için her an canımı ortaya koymaya hazır yetmiş yaşında bir Türk genciyim.
Geçmişte ve bugün dürüstlüğünüze, siyasetteki bilginize,yıllar içinde gerek gruplarınız içinde gerekse meclisteki konuşmalarınızdaki başarınıza, hizmette olduğunuz dönemlerde ayrımcılık yapmadan iyi niyetle verdiğiniz hizmetlere (eksikleri ve yanlışları elbet var) rakipleriniz de dahil olmak üzere hiç kimsenin bir itirazı olmaz sanırım. Ama sizde, partinin başarılı olması ve iktidarı yakalayabilmesi için eksik olan bir şeyler var ki her halde bugüne kadar bunu size samimiyetle söyleyebilecek bir yakın kadronuz olmadı ve bu eksikliği siz de fark edemediniz ya da fark ettiniz de “ Bu böyle gider ; bu millet bizden başkasını seçme şansının olmadığının farkındadır nasıl olsa .” diye düşünerek üzerinde fazla durmadınız.
Sizde eksik olan nedir biliyor musunuz ? Cumhuriyet’ten, demokrasiden, hele de Atatürkçülükten yana olduğunu söyleyenlerin bu ilkelere sahip çıkmadaki gevşeklik, biraz da umursamazlık ya da bu ilkeleri seslendirmedeki eksiklik.

A)Siz Toplumun Her Kesimini Kucaklayacak Programlar Yapamadınız.
Belki de yaptınız da –ben bilmiyor ya da anlamamış olabilirim- kadrolarınız bunları uygulayamamıştır. Son seçim öncesindeki çalışmalarınızı elbetteki değerlendirmişsinizdir. Bu seçim çalışmalarına bir de birlikte bakmamıza izin veriniz.
Ülkemizdeki seçim çalışmalarında etkili olan en önemli yöntemleri şöyle sıralayabiliriz eksikleriyle:
1. Meydanlara çıkmak ve halkın nabzını iyi tutmak: Halkın ihtiyaçlarından hareketle çözüm üretmek ve yapacaklarınızın kaynaklarını göstererek onları kendi partinize oy vermeye yönlendirecek, heyecanlandıracak sloganlar yaratmak. Bunları sadece seçim zamanları değil, her an seçim olacakmış gibi canlı tutmak ve uzun bir zamana yaymak. Bunları yaptığınıza inanıyor musunuz?
2.Ülkenin bütün meydanlarında var olmak: Bildiğim kadarıyla son seçim öncesi otuz beş kadar ilde meydanlara çıktınız ve mitinglere katıldınız; bugün iktidar olanların liderlerinin yaptığı ve katıldıkları mitinglerin sayısı sizinkinin katlamalı üstünde neredeyse. Bu çalışmalarda görevinizi yaptığınızı gönül rahatlığıyla söyleyebilir misiniz?
3.Türk Basını İle İlişkileri Güçlü Tutacak Çalışmalar Yapmak ve Medyanın Bütün Organlarından( Yazılı ve Görsel Basından) En İyi Verimi Alacak Ortamı Yaratmak: Siz “ Basın bizi tutmuyor, ne yapabilirim.”diye sadece şikayetlendiniz. Onlarla yeterli, etkili ve inandırıcı söylemler yaratamadınız. Gerçek şu ki basınımızın içinde ülke çıkarlarını kendi çıkarlarının arkasında görenler, ideolojik bakışlarıyla hiçbir zaman Cumhuriyet’ten yana olmayanlar olsa bile size düşen ödev,onların yanlış bir çıkmaza doğru yol aldıklarına inanmalarını sağlamak için sonuna kadar savaşım vermek değil miydi?
4.Sendikalarla, Sivil Toplum Örgütleriyle,Köylülerle, Varoşlarda Yaşayanlarla, İşçilerle Gereken Sıcak ve Samimi İlişkiler Kurmak:İşveren sendikaları da dahil olmak üzere bütün işçi sendikalarına güven verecek, sivil toplum örgütlerini yanına alacak, işçilerimizin sosyal güvencelerini güçlendirecek söylemlere yer verecek, yoksul,işsiz, eğitimsiz, cahil ve geleceğine korkuyla bakan, daha çok göçlerle oluşmuş ülkenin dört bir yanından kopup gelmiş ekmek peşinde koşan varoş insanlarına kucak açacak ve yok olan tarım girdilerinin düzeleceğine ait programlarla köylülerimizi tatmin edecek girişimlerde ne kadar başarılı olduğunuz konusunda bir bilgiye sahip misiniz?
5.Hepiniz Bir Arada Olduğunuzda Daha Güçlü Olacağınızı Bile Bile Yollarınızı Ayırarak Birbirinizi Yok Etmeye Çalışmak: Kibrit kutusundaki çöpler örneğini ilkokullarda öğretiyorlar güçler bileşkesi için. Siz nasıl lidersiniz ki bu kadar basit bir gerçeğin bile farkında olamadınız?

B)Türkiye Cumhuriyetinin Temel Niteliklerini İçinde Barındıran Atatürk İlkelerine Sahiplik Edemediniz.
Türkiye Cumhuriyeti’nin bir zamanlar anayasası içinde de yer alan, çok partili yaşama geçişten sonra ise sizin partinizin değiştirilemeyecek ve vazgeçilemeyecek ilkeleri olarak tüzüklerinde yer alan ve ulusumuzun “olmazsa olmazı” olarak kabul ettiğimiz Atatürk İlkelerinin yıpratılmasına, eritilmesine ve ortadan kaldırılmasına çalışılmasına seyirci kaldınız. Hiçbir CHP’linin, hele hele yıllardır Partisinin başında bulunan bir lider olarak sizin lider olarak “Biz karşı çıktıksa da bu erimeleri önleyemedik.” gibi bir özüre sığınma hakkınız olamaz.
1.Cumhuriyetçilik:Atatürk Cumhuriyeti’nin en belirgin özelliği bağımsızlık ve egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olacağıdır. Türkiye’nin uluslar arasındaki karşılıklı eşitlik ve saygıya dayalı bağımsızlığından ve egemenliğin millete ait olduğundan söz edilebilir mi bugün? Ülkemizin bağımsızlığı özellikle ABD ve AB içeriğinde yok edilmeye çalışılırken ülkemizin saygınlığına gölge düşürenler arasında sizin de var olup olmadığınızı düşündüğünüz oluyor mu hiç? AB’ye taraf olmak ya da ABD’ye güven duymak söylemlerinde kim ne kadar samimi ve güvenilirdir.
2.Atatürk Ulusçuluğu(Milliyetçilik):İçinde yaşadığı millete ait olma ve kendisi yücelirse milletinin de yüceleceğine olan duyguları farklılaşmış etnik yapıların kaynaştırılamadığı bir ulusun ulusçuluğu yaralıdır. Bu yaranın sarılabilmesi için siz hangi ölçüde, hangi uzlaştırıcı çalışmalarla o yurttaşlarımıza ulaşmaya çalıştınız?
3.Halkçılık:Halkçılık ve demokrasi birbiriyle ayrılmaz ikiz kardeşlerdir. Ülkemizde gerçekten halkın egemenliğine dayalı bir demokrasiden söz edebilmek için Siyasi Partilerin kendi içinde ve üyeleri arasında demokrasi olup olmadığına bakmak lazımdır. Ön seçimi parti içi ve parlamento oluşumu seçimlerinde ilkeli hale getirememiş bir parti ulusal egemenliğin halka ait olduğundan söz edebilir mi?
4.Devletçilik:Atatürkçü dünya görüşü içeriğinde doğruluğu ve gerçekliği başarıları ile değerlendirilmiş ve saptanmış,demokratik ve devrimci bileşimin ürünü olan Devletçilik ayaklar altında sürüklenir duruma gelirken, Türkiye Cumhuriyeti’nin yoksulluklardan var ettiği devletçi kuruluşların yabancı kuruluşlara ve onların yerli işbirlikçilerine satılmaması için ,engellemek için siz nasıl ve ne kadar bir çaba gösterdiniz?
5.Lâiklik: Çağdaşlaşmanın vazgeçilemez koşulu olan, insanca yaşama hakkını katı dogmalardan uzaklaşarak doğrudan akıl ve bilimin ışığında hayatın kendisinden alan lâiklik son yıllarda hükümet edenlerin çabalarıyla yıpratılırken ve son olarak da türbanın üniversitelerde serbest bırakılmasına ilişkin yasalar mecliste görüşülürken bunları engellemek için etkili bir eylem ortaya koyduğunuzu ben hatırlayamıyorum.” Sayın Kamer Genç kadar bile olamadık!”diye düşündüğünüz ve üzüldüğünüz olmuş mudur acaba?
6.Devrimcilik: Uygarlık yolunda ilerlemek için çaba göstermek çağdaşlaşmanın ön koşuludur. Çağdaşlaşabilmek için akıl ve bilimin yol göstericiliğinde nerede insan mutluluğunu artıracak, yüceltecek bir yenilik, bir buluş , bir uygarlık eseri varsa onları ulusumuza kazandırmaktır devrimcilik. Devrimleri korumak adına bu güne değin neler yaptığınızı değil, hiç değilse yapılması için uğraştığınız bir devrimci çabanızı hatırlatabilir misiniz?
SONUÇ: 1980 darbesinden sonra kapatılan CHP’nin yeniden ulusumuza kazandırılması için yaptığınız hizmetleri ve elbette ülkeye iktidar olup hizmet etmek isteyişinizdeki samimiyetiniz takdirle ve şükranla karşılanmalıdır. Ama artık sizde kabul ediniz ki bu gemi sizinle ancak buraya kadar yürüyor. Hemen altınızdaki kadrolara bir bakınız. Sizden sonrası için kaç genç yetiştirdiniz? Yok muydu da yetiştiremediniz, yoksa yetiştirmek mi istemediniz? Bu yaşlı ve yorgun kadrolarla bu parti(le)rin önü kapalıdır, görün bunu artık.
Bir şey daha var.Türk sol hareketine yön verecek olan X partisi, kendi içinde barındırmak zorunda olduğu seçkin , yetişkin evlatlarını kucaklamak ve dağılmış olan , küçük küçük tabela partileri olarak parçalanmış olan küskünleri ,- ya da hadi yanılgı içinde olduklarını varsayalım-ayrı düşenleri, sözde değil özde bir yaklaşımla, ilkeleri doğru konmuş bir proğramla çatısı altında birleştirmek görevini artık daha fazla ertelememelidir. Ulusumuzun bugün içinde bulunduğu durumdan kurtuluşunu yine demokrasi içinde ve aynı görüşleri paylaştıkları halde ayrışmak durumunda kalmış, bırakılmış yetişkin, akıl ve bilimden yana olan insanlarımızın birliği sağlayacaktır. Halkımıza güven verecek kadroları yeniden kurmak ulusal bir görev olarak önünüzde duruyor. Bu görevi nasıl yerine getirebilirsiniz? Asıl soru şimdi budur.Bunun yanıtı da tektir:
Ulusa hizmet etmede” Ben daha iyi bilirim demeyecek” bir önder etrafında bütün küskünleri içine alacak , Atatürk’ün ve ulusumuzun özlediği Bağımsız Türkiye Özlemini gerçekleşirecek , düşünüş ve davranışta genç, öncü , çekirdek kadrolarla donanmış, demokrat, akılcı, çıkarsız bir kimlikle yeni bir siyasal oluşumu en kısa sürede Türk Siyasetine Kazandırmak .
Sayın Liderler ve bu liderlikler içindeki akil kadrolar, bugünkü hükümet içindeki katkılarınızı geri alarak gerçeğe gelmek için artık akıllarını başına almış deneyimli siyasiler olarak MİLLİ ANAYASA FORMU kadrolarında görmek geleceğimiz için olumlu bir destek, ışık ve güvence olacaktır.
Sayın okuyucularımızı saygıyla selamlarım.