Ulusumuzun Egemenlerinin Bayramı Kutlu Olsun

ULUSUMUZUN EGEMENLERİNİN BAYRAMI KUTLU OLSUN!
DOĞRU BAKIŞ/ Ahmet NİŞANCI 20 Nisan 2010
ahnisanci@gmail.com ahmetnisanci@windowslive.com

Anayasa madde 5. “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.
Anayasa Madde 6. “Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir.”
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın 90. yılını kutluyoruz.
Ülkemizi bugüne kadar yönetenler ile bundan sonra yönetecek olanlar, Anayasamızın sadece yukarıya alınan iki madde hükümlerini yerine getirmek için çaba göstermiş ve bağımsızlığımız için gereğini yapmış olsalardı, bugün ülkemizin ve yurttaşlarımızın çözülmemiş tek sorunu olmazdı. Bu bayramı gönül rahatlığı içinde büyük bir coşkuyla, birlik, huzur, güven, mutluluk içinde kutlamak da her yurttaşımız için büyük bir gurur olurdu.
Oysa bugün ulusumuz bağımsız değildir, özgür değildir, varlıklı, huzurlu ve mutlu değildir.
Türkiye bugün Avrupa Birliği Ulusları ve Amerika Birleşik Devletleri’nin bir ahtapot gibi sarıp sarmaladığı ve her türlü hareketini ve karar kurumlarını kısıtladığı bağımlı bir ülkedir.
Türk ulusunun bağımsızlığı, bütünlüğü ve ülkenin bölünmezliği zedelenmiştir. Toplumda refah, huzur ve mutluluk kalmamıştır.
Her gün verilen şehitler artık ülkenin bağımsızlığını sağlamaya yetmemektedir. Bölücüler için tavizler verilerek her türlü kolaylığın sağlanmasına karşın, vatandaşın bütünlüğünün her geçen gün daha da zorlaştığı saklanamaz bir görüntü olarak her gün yaşanmaktadır.
Çatışmaların en kolay tetiklendiği Ortadoğu, Kafkaslar, Balkanlar arasında sıkışmış ülkemizin, gerçek dost diyebileceği bir tek ülke yoktur etrafında. Batılılarca bir ateş çemberi içine alınmış ülkemiz Sevr’in yaşama geçirilebilmesi için ekonomik, siyasal ve rejimsel baskılar altında bocalatılmaktadır; hem de insan hakları, özgürlük, eşitlik masallarıyla. Elimizde Cumhuriyetle kazanılmış ne var ne yok babalar gibi satılmış, savulmuş ve kapitalizmin, daha doğrusu emperyalizmin egemenliğine ulus ekonomisi teslim edilmiştir.
İşsizlik ve yoksulluğun büyümesi gasp ve hırsızlıkları artırırken, haksız ve kanıtsız suç yaratmalarla yıpratılan toplumda giderek artan bireysel hak arama gayretleri şiddete dönüşmüştür. Sokaklar savaş alanıdır ve evde olsun, sokakta olsun vatandaşın can güvenliği, bir başka deyişle özgürlüğü yoktur.
Demokrasi, anayasanın sayfaları içinde işlenmiş sıradan bir konudur sadece; kendisi yoktur. Yasallık çerçevesinde emekçi sınıfların demokrasi için savaşım vermesi, ancak polis devletlerinde görülebilecek şiddetle, copla, biber gazıyla, yangın söndürücü itfaiyecilerden daha hızlı tazyikli sularla engellenmektedir. Bölücülere karşı- asla uygun görmediğimiz- birkaç kişisel yanlış girişimin sorumlusu olarak emniyetin atanmışları, polis müdürleri görevden alınırken, her gün gözyaşlarıyla uğurlanan polis, asker şehitlerimiz için neden İçişleri Bakanının, Milli Savunma Bakanı’nın sorumlu tutulup görevden alınmadığını ya da onların istifa etmediklerini anlamakta zorlanıyor halkımız.
Bu ülkede haksız yönetenlere arka çıkanlar, haksız zenginliklere ulaşarak refah, huzur ve mutluluk içinde yaşıyorlar. Ülkemizin dünyanın en zengin ilk yirmi ülkesinden biri olduğu yalanını söyleyenler yüzde yirmilere doğru yaklaşan işsizler ordusunun sorunlarını ustaca görmezden geliyorlar; milletin gözünün içine baka baka yiyorlar, geziyorlar; hem de ne yeme, ne gezme!..
Bu ülkenin egemenleri, Ulusal Egemenlik Bayramınız kutlu olsun!
Çocukların bayramı mı?
Ulus egemen değilse çocukların adları nasıl okunur?
Bir kez daha Ulusal egemenlik savaşı başlatmak ve kazanmakla okunacak çocuklarımızın adları!
Sosyal, siyasal, kültürel, ekonomik ve askeri alanda ulusumuzun tam bağımsızlığı ve halkımızın egemenliği adına kazanılacak savaştır bu savaş; kayıtsız ve şartsız!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir